ÖZBEY HUKUK BÜROSUANKARA · 1956'DAN BERİ TR | EN
Ana Sayfa › Rehber › Ceza Hukuku
Ceza Hukuku

Arama, El Koyma ve Hukuka Aykırı Delil: Şüpheli ve Sanık Hakları

Arama ve el koyma, kişi hak ve özgürlüklerine müdahale eden koruma tedbirleridir ve kanundaki şartlara uygun yapılmak zorundadır. Kanuna aykırı elde edilen deliller hükme esas alınamaz; bu ilke uyuşturucu, bahis, rüşvet ve dolandırıcılık dosyalarında sık tartışılır.

Adli arama ve önleme araması

Arama, amacına göre adli arama ve önleme araması olarak ikiye ayrılır. Ceza Genel Kurulu, adli aramanın şüpheli veya sanığı yakalama ya da bir delili elde etme amacıyla, önleme aramasının ise bir suçun veya tehlikenin önlenmesi amacıyla yapıldığını belirtir. Önleme araması konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde yapılamaz; bu yerlerde ancak adli arama yapılabilir. Önleme araması sırasında suç unsuruna rastlanması halinde durum Cumhuriyet başsavcılığına derhal bildirilir ve el koyma için yeni bir yazılı emir istenir.

Adli aramanın şartları (CMK m.116-120)

CMK m.116’ya göre şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve diğer yerleri makul şüphe halinde aranabilir; diğer kişiler bakımından ise aranacak şeyin orada bulunacağına dair olayların varlığı gerekir (m.117). m.119’a göre arama hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamazsa kolluk amirinin yazılı emri ile yapılır; konutta, işyerinde ve kapalı alanlarda ise hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca halinde savcının yazılı emri gerekir. Karar veya emirde fiil, adres ve süre bulunur. Cumhuriyet savcısı hazır değilse arama sırasında ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. m.120’ye göre arama yapılan yerin zilyedi hazır bulunabilir ve avukatın hazır bulunmasına engel olunamaz.

El koyma ve onay süresi

CMK m.127’ye göre el koyma hâkim kararı ile yapılır; gecikmede sakınca halinde savcı, savcıya ulaşılamazsa kolluk amiri yazılı emir verebilir. Hâkim kararı olmadan yapılan el koyma 24 saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim kararını 48 saat içinde açıklar, aksi halde el koyma kendiliğinden kalkar. El koyma uygulanan kişi, her zaman hâkimden karar isteyebilir.

Bilgisayar, telefon ve iletişim

CMK m.134’e göre bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi halinde hâkim kararı ile yapılabilir; el koymada kopya şüpheliye veya vekiline verilir. İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ise CMK m.135’e göre kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi şartıyla, kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla yapılabilir; karar iki ay için verilir ve bir ay uzatılabilir (suç örgütü faaliyetinde üç ay). Tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişim kayda alınamaz. Ceza Genel Kurulu, kolluğun tutulan sanığın çalan telefonunu rızası dışında açtırıp görüşmeyi hoparlöre vererek dinlemesini özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün ihlali sayıp delili hükme esas alınamaz bulmuştur.

Hukuka aykırı delil

Anayasa m.38/6’ya göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. CMK m.206/2-a’ya göre ortaya konulması istenen delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur; m.217/2’ye göre yüklenen suç hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. CMK m.148’e göre yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa bile delil olamaz, müdafi huzurunda alınmayan kolluk ifadesi ise hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. CMK m.230/1-b gereği mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hukuka aykırı elde edilen deliller ayrıca ve açıkça gösterilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik uygulamasında, adli arama kararı gerektiren olayda önleme araması kararına dayanılarak veya koşullarına uygun olmayan karar üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır; bununla birlikte her somut olayda hangi delilin hukuka aykırı, hangisinin uygun olduğu ayrı ayrı değerlendirilir (aynı olayda cepteki maddeler uygun, karakolda cüzdanda yapılan arama aykırı bulunabilmektedir).

Dolaylı etki ve polis tuzağı

Hukuka aykırı delilden hareketle ulaşılan ikinci bir delilin de kullanılamayacağı görüşü (“zehirli ağacın meyvesi”, hukuka aykırı delilin uzak etkisi) Yargıtay içinde tartışmalıdır. Ceza Genel Kurulu, kolluğun Cumhuriyet savcısının görevlendirmesi olmadan gece vakti otel odalarının kapılarını çalarak yaptığı denetimin arama ve el koyma niteliğinde olduğunu, CMK m.116 ve devamına aykırı bulunduğunu ve bu işlemle ulaşılan tutanak ile tanık ve mağdur beyanlarının hükme esas alınamayacağını, bu nedenle beraat gerektiğini oy birliğiyle kabul etmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin oy çokluğuyla verdiği bir kararda ise Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluğun sanıkla iletişime geçip uyuşturucu siparişi vermesi olayında, kolluğun sanığı başka türlü işlemeyeceği bir suça sevk ettiği yönündeki savunmanın aksini kanıtlayan kesin delil bulunmadığından, bu aşamada elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı oy birliğiyle kabul edilmiştir. Buna karşılık, savcıdan ayrıca alınan yazılı arama iznine dayanılarak sanığın aracında yapılan aramada ele geçen maddeler bakımından hüküm oy çokluğuyla onanmıştır; karşı oy yazan üyeler ise bu maddelere ilk delil sayesinde ulaşıldığını ve uzak etki nedeniyle kullanılamayacağını savunmuştur. İkinci delilin akıbeti bu nedenle her dosyada ayrıca tartışılır.

Anayasa Mahkemesi'nin Yaklaşımı: Hukuka Aykırı Delil ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma

Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrası, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruda kanuna uygunluk denetimi yapmaz; ölçü norm Anayasa'dır ve delillerin kabul edilebilirliğini ve değerlendirilmesini esas olarak derece mahkemeleri yapar. Hukuka aykırı delilin mahkûmiyette kullanılması, Anayasa'nın 36. maddesindeki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden, Orhan Kılıç kararında (Genel Kurul, B. No: 2014/4704, 1/2/2018) belirlenen üç aşamalı testle incelenir:

  • Birinci aşama: Delil, kanuni bir temeli olmadan veya elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte midir, ya da mahkemelerce hukuka aykırı elde edildiği tespit edilmiş midir?
  • İkinci aşama: Delil mahkûmiyette tek veya belirleyici delil olarak mı kullanılmıştır?
  • Üçüncü aşama: Bu delilin kullanılması yargılamanın bütününü hakkaniyete aykırı hâle getirmekte midir? Burada delilin elde edildiği koşulların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup doğurmadığına ve başvurucuya delile etkili biçimde itiraz imkânı tanınıp tanınmadığına bakılır.

Anayasa Mahkemesi bu testi uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin iki kararında uygulamış ve her ikisinde de ihlal bulunmadığı sonucuna oy çokluğuyla varmıştır:

  • Hacı Karabulut (2) (Genel Kurul, B. No: 2020/27959, 20.03.2025): Önleme araması kararına dayanılarak yapılan araç aramasında yaklaşık 107 kilogram esrar ele geçirilmiş ve başvurucu uyuşturucu ticareti suçundan mahkûm edilmiştir. Yargıtay Dairesi önce adli arama kararı veya yazılı emir bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine bu bozmayı kaldırarak hükmü onamıştır. Anayasa Mahkemesi, mahkemelerce hukuka aykırılık yönünde bir tespit bulunmadığını belirtmiş; aynı konuda Yargıtay kararlarının farklı sonuçlara ulaştığını da gözeterek hukuka aykırılığın ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığını tartışmalı görmüş, delili belirleyici saymış ve üçüncü aşamaya geçmiştir. Aramanın ardından Cumhuriyet savcısına bilgi verilmesi, başvurucunun delilin gerçekliğine ve güvenilirliğine somut itirazda bulunmaması ve uyuşturucunun araca başkaları tarafından konulmuş olabileceği savunması üzerine mahkemece araştırma yapılması nedeniyle yargılamanın bütününün hakkaniyete aykırı hâle gelmediği sonucuna varılmıştır. İki üye karşıoy yazmıştır: biri, adli arama koşulları oluştuğu hâlde önleme araması yoluna gidilmesini kanunun dolanılması olarak değerlendirmiş; diğeri, delil kanuna aykırı elde edilmiş ve tek delil ise Anayasa'nın 38. maddesi gereği ihlal bulunması gerektiğini belirtmiştir. Karar metni
  • Mustafa Çelik (Birinci Bölüm, B. No: 2022/107328, 21.04.2026): İşyerinde yapılan arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddeler nedeniyle verilen mahkûmiyette başvurucu, CMK'nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen şekilde aramada hazır bulunması gereken kişiler bulunmadan arama yapıldığını ileri sürmüştür. İstinaf ve Yargıtay bu itirazı değerlendirmemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu konuda Yargıtay Ceza Dairelerinin farklı yönlerde kararları bulunduğunu belirterek hukuka aykırılığın ilk bakışta anlaşılabilir olduğunu kabul etmemiş; delili belirleyici saymış; aramada başvurucunun babasının hazır bulunup tutanağı imzaladığını, aramanın usulüne itirazı olmadığını ve başvurucunun uyuşturucuyu başkalarının bırakmış olabileceğine ilişkin itirazlarının mahkemece dikkate alınıp araştırıldığını gözeterek ihlal bulunmadığına karar vermiştir. Bir üye karşıoy yazmıştır. Karar metni

Bu kararlar, hukuka aykırı delil itirazının Anayasa Mahkemesi önünde otomatik olarak sonuç doğurmadığını göstermektedir: delilin tek veya belirleyici olması yanında, delilin gerçekliğine itiraz imkânının tanınıp tanınmadığı ve itirazların araştırılıp araştırılmadığı belirleyici olmaktadır. Bu nedenle arama veya el koymaya ilişkin itirazların, delilin gerçekliğine ve güvenilirliğine ilişkin itirazlarla birlikte, kovuşturma aşamasında somut ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesi önem taşır. Her dosya kendi koşullarında değerlendirilir ve sonuç değişebilir.

Pratikte dikkat edilecekler

Arama sırasında karar veya yazılı emrin gösterilmesi istenebilir, avukatın hazır bulunması talep edilebilir ve tutanakta katılınmayan hususların yazılması istenebilir. Delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesi ise hem ayrı bir sorumluluk doğurabilir hem de Anayasa m.19’a göre tutuklama nedenleri arasında sayılmıştır; bu nedenle bu yönde davranışlardan kaçınılmalıdır. Sürecin diğer aşamaları için İfade ve Sorgu Süreci ve Tutuklama ve Adli Kontrol sayfaları genel bilgi verir. Arama ve el koyma işlemine itiraz ile delilin hukuka aykırılığına ilişkin savunmanın doğru zamanda ileri sürülmesi sonucu etkileyebileceğinden, soruşturmanın başından itibaren müdafi desteğiyle hareket etmek gerekir. Gerekirse bu desteği tarafımızca da alabilirsiniz.

Yargıtay Kararlarından Örnekler

Aşağıdaki kararlar, karar metinleri okunarak seçilmiş örneklerdir; her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilir ve sonuç, dosyadaki delillere göre değişebilir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.05.2019, E. 2016/1062, K. 2019/441: Kolluk tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın cebindeki maddelerin yoklama ile ele geçirilmesi suçüstü hükümleri kapsamında hukuka uygun bulunmuş; buna karşılık karakolda, gözaltı kararı bulunmadan cüzdanında yapılan arama ile telefon görüşmesinin hoparlöre verilerek dinlenmesi hukuka aykırı kabul edilmiş ve bu delillerin Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a, 217/2 ve 230/1-b uyarınca hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir. Karar metni
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 06.05.2019, E. 2018/4191, K. 2019/2715: Adli arama kararı gerektiren olayda araçların önleme araması kararına dayanılarak aranması ve CMK m.116-119’a uygun arama kararı ya da yazılı emir bulunmaması halinde arama ve elde edilen deliller hukuka aykırıdır; ikrar olsa bile bu delillere dayanılamaz ve beraat yerine mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Karar metni
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 20.10.2025, E. 2025/2257, K. 2025/10230: Somut suç şüphesi oluşmuş bir sanığın üstünün önleme araması kararı uyarınca aranması halinde, CMK m.116-119 uyarınca alınmış adli arama kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek ilgili sanık bakımından hüküm bozulmuş; diğer sanık bakımından arama kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Karar metni
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 01.12.2022, E. 2019/7803, K. 2022/17499: İş yerinde arama kararı ve gecikmesinde sakınca nedeniyle verilmiş savcı emri bulunmaksızın kolluk tarafından yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, usulsüz arama sonucunda elde edilen eşya dışında mahkûmiyete yeterli başka delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar metni
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.05.2022, E. 2019/442, K. 2022/390: Kolluğun savcı görevlendirmesi olmadan, gece vakti otel odalarının kapılarını çalarak yaptığı işlem arama ve el koyma niteliğindedir ve CMK m.116 ve devamına aykırıdır; bu işlemle ulaşılan tutanak ve beyanlar hükme esas alınamaz, sanığın beraati gerekir. Karar oybirliğiyle verilmiştir. Karar metni
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 16.01.2023, E. 2021/6318, K. 2023/254 (oy çokluğu): Kolluğun sanığı suça sevk ettiği savunmasının aksi kanıtlanamadığından ilk aşamada elde edilen deliller hükme esas alınamaz (oybirliği); savcıdan ayrıca alınan arama iznine dayanan araç aramasında ele geçen maddeler bakımından hüküm onanmış, karşı oy ise uzak etki nedeniyle bozma yönündedir. Karar metni

Profesyonel Destek Alınması

Bu konuda sürelerin kaçırılması, delillerin eksik sunulması veya usule aykırı işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın başından itibaren bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık ve destek alınması, süreci avukat desteğiyle yürütmek gerekir. Bu destek Av. Hasan Alican Özbey ve Özbey Hukuk Bürosu tarafından da sağlanabilir. Bu ifade bir uzmanlık iddiası taşımaz ve tek başına vekâlet ilişkisi kurmaz; kapsam ve ücret yazılı olarak ayrıca belirlenir. Yalnızca yazılı görüş almak isteyenler için Yazılı Danışma Talebi sayfasına bakılabilir.

Sık Sorulanlar

Polis arama kararı olmadan evimi arayabilir mi?

CMK m.119’a göre konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kararda veya emirde fiil, adres ve süre gösterilir. Önleme araması konutta ve kamuya açık olmayan işyerlerinde yapılamaz.

Arama sırasında avukatım orada bulunabilir mi?

CMK m.120’ye göre arama yapılan yerin zilyedi hazır bulunabilir; avukatın hazır bulunmasına da engel olunamaz.

Usulsüz arama sonucu bulunan eşya delil olarak kullanılabilir mi?

Anayasa m.38/6’ya göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez; CMK m.206/2-a ve m.217/2 aynı yöndedir. Yargıtay, adli arama kararı gerektiren olayda önleme araması kararı veya koşullarına uygun olmayan karar ile yapılan aramayı hukuka aykırı bulmaktadır.

Telefonum incelenebilir mi, rıza vermek zorunda mıyım?

Bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma CMK m.134’e göre kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi şartıyla hâkim kararı ile yapılır; gecikmesinde sakınca halinde savcının yazılı emri bulunur ve el koyma 24 saat içinde hâkim onayına sunulur. Somut durumda hangi belgenin imzalandığının önemi vardır; imzadan önce müdafi ile görüşülmesi önerilir.

Hukuka aykırı delille ulaşılan başka deliller de kullanılamaz mı?

Bu konu Yargıtay içinde tartışmalıdır: Ceza Genel Kurulu, usulsüz işlemle ulaşılan tanık ve mağdur beyanlarını da hükme esas almamış; 10. Ceza Dairesi ise bir olayda savcının ayrıca verdiği arama iznine dayanan ikinci aramayı oy çokluğuyla kabul etmiş, karşı oy uzak etkiyi savunmuştur. Sonuç somut olaya göre değişir.

Anayasa Mahkemesi hukuka aykırı delil iddiasını nasıl inceler?

Bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi kanuna uygunluk denetimi yapmaz; hukuka aykırı delilin mahkûmiyette kullanılmasını hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden, delilin hukuka aykırılığı, tek veya belirleyici olup olmadığı ve yargılamanın bütününe etkisi çerçevesinde inceler. Delilin gerçekliğine itiraz imkânının tanınıp tanınmadığı da değerlendirilir. İncelenen uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin iki kararda ihlal bulunmamıştır; sonuç her dosyanın kendi koşullarına göre değişir.

Dosyanız için görüşme

Somut olayınızdaki süreleri ve belgeleri değerlendirmek için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Son güncelleme: 7 Ekim 2026. Süreler ve şartlar mevzuat ve içtihat gelişmeleriyle değişebilir; somut olay için dosyanın incelenmesi gerekir. Tüm rehber konuları · Sorumluluk ReddiYazılı Danışma Talebi